Günler Kışın Ayazında Hala!
Ne yazacağını bilmek ve bilmemek öyle ince ki aslında. Sözleri giydirmek ve onları bir şekle sokmak. Kılıç kadar keskin ve kıl kadar ince. Ne kadar okursan oku ve dahi ne kadar yazarsan yaz aslında dökülenler yalnızca yaşadıklarındır. Bu kaide sanırsam hiç değişmeyecek. Ne gördüyse göz diğer azalar ona tabi oluyor ya, yaşantıda da böyle diyebiliriz. Neler görüp neler yaşadıysa birey onu anca dökebiliyor. Bendeniz de birkaç kelam etmek için kalemi elime alıyorum. Lakin çok defalar yazacaklarım öyle beynimi karıştırıyor ki. Ne yazacağımı sapıtıyorum. Esasında bu kadar karışık olmasına karşın belki kronolojik şekilde ele alsam bitirebilirim. Lakin insan dediğimiz o muhteşem canlı öyle hayretengiz bir mecmu ki basitçe çözülmüyor. Bu bedenen olabileceği gibi ruhi olarak da böyle. Nitekim benim bahsettiğim sizlerin de tahminde bulunduğunuz üzere ruhi yapısı. Yazı yazacağım vakit beynim sanki her olayı, anıyı ve her bilmeceyi önüme seriyor ve gene ben bir müsamere izler gibi dalıp gidiyorum. İnsan kendi dehlizlerinde kaybolur mu. Evet efendim kayboluyor. Ama bu bildiğin bir sokak da yolunu kaybetmek. Sanki hiç girmedin gibi. Ya da ne diyelim sanki çok seneler geçti ve sen anca ziyaret edebiliyorsun. İşte o ziyaret nasıl şaşkınlık ve hayreti beraberinde getiriyorsa bende belki bir derece daha fevki olarak tedirginlik de veriyor. Birkaç tümcemde demiştim. Bilmece diye. Zannederim insan bir bilmece. En çok bu ifade yakışsa gerek ona. Lakin cevabı biliyorsun. İşin garibi denir ya hani. Soru öyle ilginç ki bir senfoni gibi. Notalar ayrı bir hava, sözler ayrı bir atmosfer. Belki gökyüzü bile hayran bu sırrı kadime. Tekrar pahasına diyorum efendim bu bir cevap değil bir soru. Rabbin sorusu. Elest bezminde verilen bir peyman. Bir kasem. Bir yemin. Sual öyle derin ki girdikçe insan içine iniyor. Suları lavlara kadar takip ediyor. Seyyarat alemini temaşa ederken birden kendini zerratta buluveriyor. Ama gökyüzün de vukufiyeti olmayan yeryüzünde neyler ki. İşte bu kaide doğrultusunda desem ki biz neyi bilmeliyiz. Acaba soru yanlış mı? Biz hep insan ne dedik. Acaba yeryüzüne değil de gökyüzüne mi sorsak? Rab nedir desek mesela. Ya da ilah mı demeliyiz? Veya tanrı, god ve diğer her nasıl telaffuz edilirse edilsin. O’nu mu sormalıyız?
Devamı için linke tıklayınız: https://yasinertugrulk.blogspot.com/2021/11/insanlik-tumcesi.html
Kalemine kuvvet, yüreğine sağlık Yasin Can. Kendimiz bilmecesinin cevabını çözmeye ömrümüz yetmez gibi duruyor. Belki de işaret ettiğin gibi " yerde ararken gökte" buluruz kendimizi .
YanıtlaSilYazılarının devamını bekliyor olacağız.
Teşekkür ederim hocam sağ olun. İnşallah elimden geldiğince sürdüreceğim.
SilAbicim tebrik ederim. Çok güzel bir yazı olmuş. Devamını büyük bir merak ile bekliyorum. Diğer yazılarını da paylaşmanı diliyorum.
YanıtlaSilTeşekkür ederim kardeşim. Devamını paylaşacağım yakında.
SilDostum tebrik ederim süper olmuş
YanıtlaSilSağ olasın dostum benim. Teşekkürler.
Sil